Kronik Ağrılar Neden Kadınlarda Fazla?

İnsanlık tarihinde pek çok salgın krizi patlak vermiştir. Veba, kızamık, suçiçeği, tüberküloz ve halen de yaşadığımız covid-19 salgını bunlara verilecek en doğru örnekler olacaktır.

Her salgın insanlardan milyonlarca can alıp gitse de insanlar aklıyla bu salgınlara çare olacak ilaçlar ve aşılar geliştirerek insanlığın geleceğini kurtarmayı başarmıştır.

İnsanlık tarihi salgınlara karşı başarılarla dolu olsa da günümüzde öyle bir salgın yaşıyoruz ki insanlık bunun çaresini bulmakta çaresizlik noktasına geldi. Modern çağın ilkel salgını olarak tanımladığım bu salgın, Kronik Ağrı Sendromu. Tıbbın çaresini bulmakta ciddi güçlük yaşadığı bu sorun insanlığın gündemindeki yerini gün geçtikçe daha çok meşgul etmeye devam ediyor.

Peki nedir bu Kronik Ağrı Sendromu?

Literatürde 3 ay ve üzeri yaşanan ağrılar, Kronik ağrı olarak tanımlanmakla birlikte bu sendrom yalnızca bedensel zeminde değil ruhsal, zihinsel ve ailevi olmak üzere pek çok boyutta bireyleri etkilemektedir. Çok yönlü yıpranmaya neden olan kronik ağrılarla ilgili kitaplarda yazan ve doğruluğu kesin olan bir mesele var o da şu ki Kronik Ağrı sendromu tüm dünyada kadınlarda erkeklere oranla çok daha fazla görülmektedir.

Kronik Ağrıların özellikle kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni nedir?

Bu soruyu bizden önce kendisine soran araştırmacılar, binlerce kadına bunun nedenini açığa çıkarmak için bazı testler yapmışlar ve bu testler nezdinde Kronik Ağrı Sendromunun kadınlarda görülme nedenini 3 madde ile açıklayalım.

1.Hormonların Kadın Beyni Üzerindeki Etkisi

Dünya üzerinde nerede yaşarsanız yaşayın, kadın ve erkekler arasındaki farklara dikkat çeken bir sohbet veya tartışma ortamında muhakkak hormonlara değinilir. Hormonlar vücudumuzda ifa ettikleri rolleri gereği hepimiz için hayati öneme sahip olsa da özellikle davranış, düşünce, arzular ve genel yargılar üzerinde kadınlarda daha mühim bir noktada bulunmaktalar. Yaşanılan Kronik Ağrılarda altta yatan sebeplerden birisi de kişiye özgü sebeplerle açığa çıkan stres yanıtıdır. Kadınların özel günlerinde yaşadıkları hormonlarla ilgili çalkantı neticesinde meydana gelen ruhsal gerilimin ortaya koyduğu huzursuzluk ve stresin kaslarda oluşturduğu etki, kadınları kronik ağrılar için daha belirgin bir hedef tahtası yapıyor.

2.Hareketsizlik

Her ne kadar kadınların son zamanlarda iş dünyasına katılımı göğsümüzü kabartsa da, evinde yeteri kadar fiziksel aktiviteden uzak olan bayanlar ve ofis boy olarak gün boyu masa başında çalışan kadınların sayısı hiç de az değil. Hareket etmek insanlarda iyi hissettiren aynı zamanda ağrı kesici rolü olan beyin kimyasallarının salınmasına olanak verir. Hareketsizliğin hakim olduğu bedenler bu bileşenlerin şifalı dokunuşundan mahrum kalacağı için karşı karşıya kalacağı toksin birikimi ve kişilerde mutluluk ve haz sağlayan bu bileşenler eksikliğinde yaşayacağı gerilimle Kronik Ağrılara daha meyilli bir hale geliyor. Hareket berekettir. Bu hayatta pek çok hastalıktan paçayı yırtmak istiyorum diyenler hareketi sağlık reçetesinin ilk 3 maddesine muhakkak koysun. Hareketin tepeden tırnağa bedendeki etkisini ortaya koyan çalışmalar tıp camiasını şaşırtmaya devam ediyor.

3.Bastırılan Göz Ardı Edilen Duygular

Hayatını erkeklere nazaran daha duygusal tonda yaşayan hanımların yaşadığı ve uzun yıllar boyunca hayatını çekilmez kılan bir gerçek var! Geçmişte yaşadığınız ve sizde öfke, kırgınlık ve kızgınlık yaratan bir durumda eğer bu duyguları ifade etmek yerine susmayı tercih ettiyseniz bunlar birikerek beden tarafından dışa vurulur. Yani geçmişte ifade edemediğiniz duygular bugün gelir kas iskelet sistemini tırmalar. Toplumumuzdaki aile yapısına mercek tuttuğumuzda pek çok hanımefendinin duygularını, haklılığını ve fikirlerini paylaşmanın çok da mümkün olmadığı ve erkeğin daha çok değer ve kıymete bindiği bir aile ortamında yetişmesi bunun altında yatan temel sebep gibi görünüyor.

 

 

HEMEN BİLGİ ALIN